İnternet ve Yeni Nesil Pazarlama

Mart ayı içerisinde Türkiye Bilişim Derneği’nin düzenlediği Pazarlama ve İnternet Eğitimine katıldım. Özellikle Google’un Pazarlama Müdürü’nü dinlemek amacıyla gittiğim eğitimde, akşama kadar sürecek dolu bir içerik beni bekliyordu. Eğitim sayesinde Kotler’in kitaplarından öğrendiğimiz klasik pazarlama ile e-pazarlamanın temelde aynı, ancak uygulama yöntemi olarak birbirlerinden ne kadar farklı olduğunu gördüm.

Ajansta çalışırken, müşterilerimiz için en uygun içeriği hazırlamak ve basına dağıtmakla görevliydik. Bu içeriği kimi zaman basın bültenleriyle, kimi zaman özel haber ve kimi zamanda basın bülteni şeklinde paylaşıyorduk. Kriz zamanlarında ise hizmet verdiğimiz şirket ve basın arasında yer alıyor, halkın en iyi şekilde bilgilenmesini sağlıyorduk. Bütün bu anlattığım işlemlerde müşterimizden ayrıntılı bilgiler alarak, halkın anlayacağı içerikler hazırlıyorduk. Gazeteciler de haber değeri varsa gönderdiğimiz içerikleri yayınlıyordu.

İnternette ise durum tamamen farklı. Televizyon ve gazetelerde bizim için hazırlanmış içerikleri görebilirken, internette kendimiz içerik oluşturabiliyoruz. Bir konuyla ilgili duygu ve düşüncemizi, ister yazılı, ister işitsel isterse de görsel olarak anlatabiliyoruz. Kişiler bir ürün veya firma hakkında bilgi sahibi olmak istediklerinde yalnızca firmanın sitesine girmiyor. Firma, ürün veya hizmet hakkında bilgi sahibi olan diğer kullanıcıların görüşlerini paylaştığı siteler daha çok ilgi görüyor. Firmalarda bu trendi anladıkları için kendi resmi sitelerinde kullanıcı görüşlerine yer veriyor. Hatta sadece kullanıcıların görüşlerini paylaşmalarını için siteler oluşturuyor.

Türkiye’deki gazetelerde bu trendi yakalamış durumda. Önceleri sadece mevcut haberlerin altına yorum ekleyebilen kullanıcılar, artık istedikleri gibi özelleştirebilecekleri sayfalar yardımıyla görüşlerini ekleyebiliyor. Milliyet gazetesi oluşturduğu blog sitesiyle bu trendi erken fark edenlerden.

Dolayısıyla firmalar çok daha dikkatli olmak zorunda. En ufak bir dedikodu bile dakikalar sürmeden tüm internete yayılabiliyor. Hatta Google’un işleme mantığı gereği, ilgili firmanın adını yazıp arama yaptığınızda firmanın kendi sayfasından önce, hakkında kötü yazılan haberlerin bulunduğu sayfalar üst sıralarda çıkabiliyor. Google’ın işleme mantığında bir sitenin üst sıralarda çıkması, onun diğer siteler tarafından refere edilmesine bağlı. Yani bir sitede sizin hizmetlerinizden ve sitenizden ne kadar çok bahsedilirse, Google’da sizi o oranda üst sıralara çıkartıyor. Ancak firmanız hakkında kötü yazılar yazan bir site de aynı oranda üst sıralara çıkabiliyor. Yasalar gereği istendiği zaman, gazetelere, TV’lere, radyolara ceza gelebiliyor. Bu ceza bazen tekzip olarak, bazen de kapatma cezasıyla geliyor. Ancak internette böyle bir durum söz konusu değil. Dolayısıyla firmaların iletişimi çok daha dikkatli yönetmesi gerekiyor.

Eğitimde bahsedilen önemli konulardan biri de internette yazılı içeriğin ve segmentasyonun ne kadar önemli olduğuydu. Çoğu firma gereksiz flash animasyonlar ve bannerlar ile reklamlarını yapmaya çalışıyor. Bilgisayarları zorlayan, içerisinde yararlı bilgiler bulundurmayan bannerlar yayınlansa ve tıklansan bile aynı oranda satış gerçekleşmiyor.

Peki ama neden ?

– Flash animasyonun içeriği tam olarak müşteri istek ve beklentilerine uygun mu? Örneğin çağrı merkezi üzerinden satış yapan bir firmaysanız, bannerlarınızda web sitenizin adresini yazmanız, müşterileri oraya yönlendirmeniz işe yaramayacaktır. Çağrı merkezinizin telefonunu bannerlarda belirtmeniz ve bu numara gözüktükten sonra banner’ın tekrar başa sarmaması gerekir.

– Bannerlarınızı hangi sitelerde yayınlıyorsunuz? Sizin ürün ve hizmetlerinize yönelik sitelerde bannerlarınız yayınlanıyor mu? Örneğin yurt dışı paket turlar satan bir tur organizatörü iseniz bannerlarınızı magazin sayfalarında yayınlamanız işe yaramayacaktır. Yurt dışı paket turlarınıza ilgi gösteren çalışan müşterileriniz bannerlarınıza, haber portallarında rastlasa daha iyi olmaz mı? Örneğin bankacı müşterilerinize tatil satmak istiyorsanız, neden bannerlarınızı finans portallarında yayınlamıyorsunuz?

– E-mailing yaptığınız müşteri listesini nasıl oluşturdunuz? Listenizdeki her müşteriye aynı mesajı içeren mailler gönderiyorsanız, daha baştan yanlış bir yoldasınız demektir. Her müşteriye göre farklı mesajlar, ürünler, hizmetler ve fiyatlar üretemiyorsanız kampanyanız istediğiniz oradan geri dönüş sağlamayacaktır.

– Mail yazarken kelimelere, noktalama işaretlerine, farklı ekran çözünürlüklerinde ve farklı web tarayıcılarda mailinizin nasıl gözüktüğünü test ettiniz mi? Örneğin gönderdiği mailin imlasına dikkat etmeyen bir firma, vereceği hizmette de özensiz olacağını hissettirir.

– Mailinizin Spam kategorisine düşüp düşmediğine dikkat ediyor musunuz? Mailleri kendi sunucunuzdan gönderiyorsanız, büyük ihtimalle belli bir zaman sonra spam kategorisine girebilirsiniz. Bunun için özel programlar kullanmanız gerekir.

1 Comment

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s