Be yourself and Unleash Your Power

Üniversite çağlarında arkadaş sohbetlerimizin önemli bir kısmını gündelik yaşam, sosyal faaliyetler ve okul dışı aktiviteler alırdı. Son zamanlarda ise konumuz ya iş ya da yatırım kararları. Ne kadar bu durumdan hoşlanmasak bile konu farkında olmadan iş yerimiz, üst amirimiz, müşteriler, eğitim, kariyer v.b gibi şeylere geliyor.

Sonuçta herkesin ortak dertlendiği konu ilgisizlik. İlgisizlik beraberinde gelişme fırsatlarının da önünün tıkanmasını sağlıyor ve sırasıyla yöneticiyle anlaşmazlık ve sonrasında başka bir iş yeri aramaya kadar dahi gidebiliyor. Zaman planlamasını yapamayan üst amirler, lider olamayan yöneticiler ve sonuçta da şartları zorlamayan ve potansiyelini kullanmayarak çalıştığı kuruma ve kendisine zarar veren çalışanlar. Yukarıda bahsettiğim konular zaten ister istemez ücret durumunu da tetikliyor.

Mutsuzluk ve potansiyeli ortaya çıkartamamayla ilgili Mevlana’dan bir dörtlük herhalde nasıl düşünmemiz gerektiği konusunda yeterli bilgiyi verir 🙂

Bak.. Bil ki domuzların önüne inciler serilmez,
Mücevherden sarraflar anlar ancak, başkası bilmez
Ne fark eder ki kör insan için, elmas da bir cam da,
Sana bakan bir kör ise sakın kendini camdan sanma…

Son olarak da yine internetten bulduğum kısa bir öykü. İçinizdeki potansiyeli ortaya çıkarmanız dileğiyle. Okuyun, gelişin ve ümitvar olun 😉

Renklerin ustası olarak anılan büyük bir ressamın öğrencisi eğitimini tamamlamış.

Büyük usta öğrencisini uğurlarken, yaptığı resmi şehrin en kalabalık meydanına koymasını ve yanına da kırmızı bir kalem bırakmasını, halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştirmesini istemiş.

Öğrenci birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde resmin çarpılar içinde olduğunu görmüş. Üzüntüyle ustasına gitmiş.

Usta ressam üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş. Öğrenci resmi yeniden yapmış..

Usta yine resmi şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş fakat bu kez yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde boya ile birkaç fırça koymasını ve yanına da insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı ile bırakmasını önermiş. Öğrenci denileni yapmış.

Birkaç gün sonra bakmış ki resmine hiç dokunulmamış. Sevinçle ustasına koşmuş.


Usta ressam şöyle demiş:

“İlkinde insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı. İkincisinde onlardan yapıcı olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemedi. Emeğinin karşılığını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın. Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartışma.”

Bir Cevap Yazın